BU KONSERDE VAR MIYDIN

29.12.12

Discothèque & Türkay Aktekin

28 Aralık Cuma akşamı Line sahnesine, Discothèque bizi misafir etti. Vokalde Emek Demir, bas gitarda Özgür Özgüven, davulda Tunç Engin ve gitarda Türkay Aktekin' in olduğu Discothèque, 80' lerin ve 90' ların disco - pop şarkılarından oluşan repertuara sahip. Mekanı disco havasına çeviren Discothèque, dinleyenleriyle dans etti :) Evet dans etti, enerjileri o kadar yüksekti ki iletişimi hiç kaçırmadılar.

27.12.12

KORAY CANDEMİR

26 Aralık Çarşamba gecesi Mask Live sahnesinde, nihayet Koray Candemir' le buluştum. Ne zamandır gideceğim gideceğim dedim ve evren mesajımı aldı :) 

AKIN ELDES & SERDAR ÖZTOP

26 Aralık Çarşamba akşamı Mask Live sahnesinde ruhlarımızı besledik...
Serdar Öztop ve Akın Eldes' e; davulda Gökçe Dayanç, bas gitarda Ender Yılmaz eşlik etti.
Serdar Öztop' un usta parmaklarından çıkardığı gitarının sesine teslim oldum. Dinleyicisiyle kurduğu samimi iletişim sayesinde, yüzümde ister istemez sürekli var olan gülümseme ile konseri izledim.
Ve sahnede Akın Eldes yerini aldı. Muhteşem soloları ile Akın Eldes, canımıza can kattı.

DÖRT X DÖRT

Arada bir aklıma sen gelince yine....
26 Aralık Çarşamba akşamı Hayal Kahvesi' nde Dört X Dört, dinleyenlerini konuk etti. Bizde yokuştan aşağı boşalttık zincirleri ve bir hışımla mekana girdik :) Gizem adeta çekirge gibi sahnenin önüne doğru sıçradı. Bizde ki bu heyecana ne demeli :) Her defasında soruyorum kendime bu nasıl oluyor? (Sordum bak.) Bunun cevabını Dört X Dört' ü izleyerek alıyorum.


18.12.12

ESİN İRİS

Haftanın ilk gününü de Line' da sahne alan Esin İris ile sonlandırdım. 22:30 ' da sahnesi başlayan Esin İris' e  gitarda Onat Özkaya, cajonda Orhun Ozan Erdoğan eşlik etti.

14.12.12

ERTUĞ ERGİN UNUTULMAYACAKSIN...

Ölümlü dünya... Böyle miydi bu? Bir tek ölüme çare yok değil mi? Evet yok... Yok!
Parmak uçlarım buz kesti. Her şey yolundaydı halbuki. Kimin için yolundaydı? Benim için yolundaydı. Keyfime ne oldu?...
Çok ağlattın beni Ertuğ... Hani iyi olmuştun artık. O pis hastalığı ağzımıza almıyorduk. Ben senin güzel şarkılarını dinliyordum. Güzel gülüşünü biliyordum. Tertemiz yüreğini...
Hatta geçen aylarda fotoğraflarına bakarken, çalıştığım yönetmenle seni aynı karede görünce ne kadar mutlu olmuştum. Hemen gidip Erol Civan hocama senin hakkında konuşmuştum. Seni çok sevdiğimi sende bilmeliydin. Ben söz aldım Ertuğ. Seninle tanışma sözünü aldım. Hani iyileşmiştin...

-----------------------------------------------------------------------------------------------
Bugün, "nur içinde yat, ışığın bol olsun" cümlelerini isminin yanında görünce irkildim. Sana hiç yakışmamıştı. Ölüm çirkindi. Sense yakışıklı. Ölüm soğuktu. Sense sıcak.
Bugün ayrılık oldu...
Şimdi ağlamıyorum. Şimdi huzurlu olduğunu düşünüyorum. Şimdi bir çok dua aldığını biliyorum. Şimdi sesinin hep yaşayacağını biliyorum. Çok üzülüyorum Ertuğ ben. Seni çok seviyorum.
Bir an olacak ve ben aldığım sözü gerçekleştireceğim. Seninle tanışacağım. Bak burnum yine sızladı. Bırakmayacağım seni... Ruhun huzur bulsun.

                               

Danny Cavanagh



Ne yaptın sen ah Danny Cavanagh ...

Geceyi yükseltti. Hüzünleri çağırdı. Acı tebessüm bıraktı. Ne geceydi be dedirtti. 
Jolly Joker kapılarını, Anathema grubunun kurucu üyesi ve grubun bir çok şarkısının yaratıcısı olan Danny Cavanagh için açtı. 

13.12.12

RaShiT "İnsan Neslinin Sonu" LANSMAN

"İnsan Neslinin Sonu"nun geleceğini duydunuz değil mi? 12.12.12 ' de bir şey olmalı, bir şey olacak dediniz. Kimileriniz evlendi, kimilerinizin bebeği sezaryen oldu, kimileriniz öldü, kimileriniz de Ghetto' daydı.
Mekan tıka basa kalabalıktı. Rashit' ten önce sahne de The Away Days vardı. Bundan tabi ki bahsettim, yazının sonunda okumanız için sizi bekliyor.
Beklenen son geldi ve Rashit sahnede.. "İnsan Neslinin Sonu" albümünden yepyeni şarkıları dinleyenlerine sunan Rashit, geçmiş albümlerinden Çok Mu Zor, Katilin Adı Yok şarkılarını da söyledi. Seyirci ısrarla Dinazor şarkısını istese de Rashit, Dinazor' u söylemedi. Şimdi düşünüyorum da iyi ki söylememiş. İnsan Neslinin Sonu diyoruz arkadaş ne dinazoru hey gidi ...





2.12.12

KOLPA

Kolpa ve sevenleriyle beraber soğuk kış gecelerini, "Yatağın Soğuk Tarafı" ile 1 Aralık Cumartesi Clinic Live sahnesinde karşıladık.
Kolpa, 2009 yılında çıkarttığı "Hayat Senin" ile bu yıl çıkan "Yatağın Soğuk Tarafı" albümü arasında  "Kolpa Maximum" ve "Son Nefesim" albümlerini de ara sıcak olarak dinleyenlerine sundu. 
Vokal ve gitarda Barış Yurtçu, bas gitarda Bora Yeter, gitarda Cenk Taner Dönmez, davulda Samuray Gökçe ile oluşan Kolpa' nın repertuarında kendi albümlerinde ki şarkıların yanı sıra Kadınım, Ele Güne Karşı gibi cover şarkılarla da konsere renk kattı. 
O bakış tesadüf olamaz değil mi Barış :)

1.12.12

Selçuk Sami Cingi / SSCB

Herkesin dilinde olan şu meşhur Kasım ayının son günü de olmasaydı, özelliğini hiç koruyamayacaktı. Ne iyi yaptım da Selçuk Sami Cingi konserine gittim..
30 Kasım gecesi Hayal Kahvesi, Selçuk Sami Cingi dinleyicileriyle aşk yaşadı. O, sahneye adımını attığı an, göğünde tarif edilemeyen bir enerji.. Sesine, kulağımın minnet duyduğu Cingi...

30.11.12

PEYK

29 Kasım Perşembe gecesi tüm telaşıyla devam etti. Günün bir diğer konseri ise Hayal Kahvesi' nde Peyk konseri oldu. İlk yarısına yetişemememiz çaresizliğime neden oldu. Kaç şarkı kaçırdım diye diye kafamı duvarlara vurasım geldi ama tuttular beni vurmadım yani.
Ah Peyk ahh.. Her şarkının tarifi bu kadar mı güzel olur. İrfan Alış, kesinlikle bir tanımı olan ses rengine sahip. O sert mizaçlı adamdan o ses nasıl çıkar diye artık şaşırmıyorum. Kulaklarıma dolu dolu gelen bir müzikleri var. Mekanın kalabalık oluşu bu sebepten işte. Bilen biliyor kimi, neyi dinleyeceğini.

Barıştık Mı - Göstembil Project

29 Kasım Perşembe akşamı ikiye bölünmeyi ne de çok istedim. Bir kaç gün öncesinden başlayan Peyote' yi aramalarımı düşünüyorum da adamlara gına gelmiştir. Her görüşme de bana gayet sabırlı, doğru ve yardımcı bilgiler verdiler. O bilgi ise konser saatinin tam olarak yani gerçek anlamda kaçta başlayacağını bilmekti. "Konser saat 22' de başlayacak hanımefendi" cevabını aldıktan sonra rahatladım. Bunu defalarca öğrenmeye çalışmamın nedeni ise tabi ki bir başka konsere daha gidecek olmam. İşte böyle gecelerde benden bir tane daha olmasını talep ediyorum..

Barıştık Mı - Göstembil Project' i Peyote' de bu ikinci dinleyişim oldum. Yanımda ki arkadaşlarıma grup hakkında öyle şeyler söyledim ki bunu görev bildiler ve pür dikkat konseri izlediler. Şimdi aklıma geliyor da neler neler söyledim :) Öv öv bitiremedim..


25.11.12

CEM KILIÇ

24 Kasım Cumartesi gecesi benim adıma plansız başladı. Bir mekanda bir şeyler yudumlarken, aklıma Cem Kılıç' ın Cumartesi geceleri Mask Live' da sahne aldığı geldi. Saat epeyce ilerlemişti ama bir kere aklıma düştü hemen gitmeliydim. Daha önceden de Cem Kılıç' ı dinlememiştim. Gitmek iyi olacaktı.
Mask'a girdiğim de saat 2 olmuştu içerisi ise tıklım tıklım kalabalıktı. Şarkıları hep bir ağızdan eşlik ederek dans eden kalabalığın tamamı da eğlencenin doruklarındaydı.
Cem Kılıç' a, gitarda Uğur Akıncı, klavyede Cem Öğet, bas gitarda Emre Türkmen, davulda Osman Şeşbeş eşlik ediyordu.


23.11.12

SINIR

Hayal'den bir konser daha...
Bistro Hayal Kahvesi, o bildiğimiz Hayal Kahvesi olmuş. Artık bistro Beyoğlu'nda olmayacakmış. Ben bu duruma pek üzülmedim. Evet kabul ediyorum, müzisyenlerin Büyük Parmak Kapı sokakta ki Hayal'de anıları var ama şimdi ki Meşelik sokakta Hayal Kahvesi pek bir daha güzel. Mekanın ve tabi sahnenin aydınlatmasını sevdim. Sahnenin konumu ve dinleyicilerin mekanda konumlanması tüm bunlar artık daha kullanışlı.

22 Kasım akşamı Sınır konserinde yerimizi aldık. Mekana girdiğimizde malesef ki, kesin kafadan 4 şarkı kaçmıştır :) Vokal ve gitarda Sertaç Tekeli, bas gitarda Ferit Keser, gitarda Çağdaş Yarman ve davulda Aykut Acarlar'dan oluşan Sınır grubu, Adana'da kendilerini 2002 yılında dinleyicileriyle tanıştırmaya başladı.  2009 yılında ise katıldıkları Rock'n Dark müzik yarışması ile Türkiye ikinciliği başarısını elde etti.
2011 yılına geldiğimizde ise Sınır, toplam 11 şarkıdan oluşan "Yeni Bir Rol" isimli  ilk albümlerini piyasaya çıkarttı.



30.10.12

Enrique Iglesias İstanbul Konseri

  24 Ekim tarihli İstanbul Küçükçiftlik Park'ta gerçekleşen konserde, Enrique Iglesias tüm görkemiyle sahnesini 22:15 civarında aldı. Biletlerde ki kapı açılış saati 18 olduğu için olsa gerek, konser başlamadan önce dinleyicilerin hal ve hareketlerinden, konuşmalarından sıkıldıkları gayet belliydi. Ayakta durmanın verdiği bacak ağrısından yerlere, buldukları yükseltilere oturma çabaları Enrique sahneye çıkana kadar devam etti. Ben ve arkadaşlarım saat 20 gibi konser alanına girdiğimde sahnede Ozan Çolakoğlu vardı. Kimse de öyle gümbür gümbür eğlenmiyordu. Eğlenen en fazla 15 dakika dans edip sonra sıkılıyordu. O gece Küçükçiftlik'te soğuk bir enerji vardı. Konserin yaş ortalaması ise 13 yaştan başlıyordu. Tabi bu arkadaşlar velileri ile konsere eşlik ettiler.
   Enrique Iglesias benim orta okul yıllarımda başlayan bir heyecandır :) Bu da 2000'li yılların başları ile beraber lise yıllarımı da içine dahil etti. Oysa ki Enrique'nin sadece "Enrique" adlı albümü bende var. İşte o albümde ki tüm şarkılar da benim hatıralarımdır. Lisenin koridorlarında İngilizce hocalarımdan iltifat duymama sebep olan Enrique Iglesias benim için böyle özeldir :) Şimdilerde bol düeti bulunan Enrique'nin bu tarzını pek sevdiğim söylenemez. Sanki önceleri müzikleri, sözleri daha güzeldi. Bu yüzden ki konserde hep bildiğim "Enrique" albümünden şarkılar bekledim.
24 Ekim İstanbul Küçükçiftlik Park' ta gerçekleşen konserde "Enrique" albümünden söylediği şarkılar; Be With You,  Rhythm Divine, Bailamos ... bu kadarını hatırladım :) Tabi ki son hitleri de dahil olmak üzere diğer albümlerinden de şarkılar söyledi. Zaten yaş ortalamasının küçük olduğu konserde dinleyiciler en çokta o düet şarkılarda eğlendiler. Benim gibi Rhythm Divine'da dans eden olmadı desem yeridir. Usher ve Lil Wayne ile yaptığı "Dirty Dancer" şarkısında sahnenin bir ucundan bir ucuna koşan Enrique'nin performansını ağzım kulaklarımda izlerken, şarkı düet şarkısı olduğundan sahnenin arkasında ki led platformda Usher ve Lil Wayne'nin klip görselleri verildi. Ardından Pitbull ile olan düeti "I like it" ve "I like how it feels"şarkıları ile Iglesias Küçükçiftlik'i coşturdu. Tabi ki  "Tonight" şarkısını da bu coşkuya dahil.
 Konserin bir bölümünde 3'ünde de deri mont olan, bir tanesi İran'lı delikanlı (adam yazıcaktım onu da beğenmedim bunu da) dinleyicilerini sahneye çıkarttı. Sonra aldılar ellerine mikrofon ortalama 15-20 dakika şakalar güldürmeceler yaptılar. Hep beraber de bir şarkı söylediler tamamdır. Bu da öyle geçti...

Ana sahneden, yani vip (pahalı) alan dışı yerden saha içi dediğimiz yere uzanan sahne platformu yapmışlar. İşte konserin sonlarına doğru uzun bacak Enrique, o yolun sonuna geldi ve çığlıklar ve "Hero" şarkısı çaldı. Amanın bu ne büyük bir romantiklik. Sahneye de bir kız çocuğu çıkartmasın mı! Sarılıp dans edip birbirlerini öpmesinler mi aman aman ortalık yıkıldı. Dedikodular kaynadı. "Kız çok çirkin - Beni çıkartmalıydı -  Ay pes onu nasıl öptü - Beni alsaydı ben ona neler neler verirdim ..." gibi.
"Hero" bitti. Sonra "Thank you İstanbul" duyduk. Bekliyoruz biz. Saatler henüz 23:15 daha 1 saat olmuş. Çıkması gerekir yani tekrar sahneye. Nedir o bis yapması gerekir.  Küçük misafirler ailelerinle yavaş yavaş alanı boşaltıyor. Daha bitmemiştir yok artık canım düşüncesiyle bekliyoruz biz hala. Sahne ışıkları söndü. Biz 20 dakika kadar boş yere beklemişiz. Bitmiş yahu hayallerde ki Enrique Iglesias konseri.

İşin özü konserin enerjisi düşüktü. Benim alışık olmadığım bir dinleyici kitlesi vardı. Belki de dikkatimi bu yüzden çekmişlerdir. Enrique tabi ki sahnede iyiydi. Ekibinin ve kendisinin samimiyetini sevdim. Tek sevmediğim konserin kısa sürmesi ve "lap" diye bitmiş olması. Ama seviyorum seni güzel sesli Enrique Iglesias...

 Konserden bir şarkıyı sizler için çektim. Görüntü de Enrique belli olmasa da sesi ile konser ambiyansını yaşamanız için.


*Özrüm var. Bu kadar geç blog mu yazılır kardeşim dediniz. Dersiniz tabi. Fark ettiyseniz de uzun zamandır blog bile yazmıyorum. Hayata küstüm belki, belki sorunlarım var hiç yani ... Bunları düşündünüz mü? :) Gözlerinize sağlık okudunuz.

                                           Konser sever olmanız dileğiyle.
                                   

7.7.12

GoldFest & 6 Temmuz

6 Temmuz'da Parkorman'da gerçekleştirilen Tuborg Gold Fest'in ikinci gününe saat 19'dan sonra katılabildim. Parkorman'a girerken arkadaşlarımın bir kısmının bazı sebeplerden dolayı festivale gelmekten vazgeçmesi keyfimi kaçırdı. Alan oldukça çok kalabalıktı. Sahnede Şebnem Ferah vardı. Öncesinde Apocalyptica'yı kaçırmış olmanın sinirini yaşarken bir de arkadaşlarımın içeriye girememesi keyfimi tamamen yok etmişti.
 Şebnem Ferah her zaman ki gibi sahnede oldukça iddialıydı. Konserin son şarkısı Fırtına oldu. Ama nasıl oldu, bir de o atmosferi yaşayanlara sorun! Sahneden şarkının ritimlerine göre gökyüzüne doğru ateşler mi atılmadı, sahne dumana mı boğulmadı ah ah! Bir de Şebnem'in muhteşem sesi, Fırtına'yı bir başka güzel kıldı.
Dedikodulara göre Şebnem sahneden erken inmiş. Hatta Apocalyptica'da sahneden erken inmiş. Böylece bir muhteşem Şebnem Ferah sahnesi daha bitmiş oldu.

4.7.12

GoldFest & 4 Temmuz


4 Temmuz'da Parkorman'da gerçekleştirilen Tuborg Gold Fest'in ilk gününe saat 18'den sonra eşlik edebildim. Festival alanını pek fazla kalabalık değildi. Tabi bunun hafta içi olması en büyük sebepti. Belki de tek sebep :)
Sahnede Redd vardı. Redd'ten önce benim kaçırdıklarım ise; Aylin Aslım, Heaven Shall Burn, Erdem Yener, Planeur ve Gürcan Ersoy oldu.
Redd sıcağa ve sahnede ses problemlerine rağmen enerjisini hiç kaybetmedi. Zaten dinleyicileri de bu durumu önemsemeden şarkılara eşlik etti. Redd grubunun vokali Doğan, festivalde ses düzeni ile ilgili problemi; setupların gruplara göre sürekli değişmesine bağlayarak bu yüzden festival konserlerinden hoşlanmadığını da belirtti.




9.5.12

Athena Bahar Şenliğinde

8 Mayıs itibarıyla, İstanbul Üniversitesi Avcılar kampüsünde bahar şenlikleri başladı. Şenlik alanına sadece Athena konseri için gitmemiz şenliğin bütünlük amacını bozmuş olsa da, olsun biz çok eğlendik :)
Havai fişek gösterisinden sonra saat 21:10 gibi sahneye Athena çıktı. Kampüsün konser alanı çok kalabalıktı. Açık havada, alan genişliği olan mekanlarda Athena konseri her zaman daha da güzel geçer. Nedeni ise benim için çok belli. Rahatça eğlenip dans edebiliyorum :)
2007 İstanbul Üniversitesi radyo televizyon bölümünden mezun olmam da, bir yandan anılarımı aklıma getirdi. Kaç şenlik yaşadık o kampüste ve dahası. Ağaçlar bile büyümüştü onlara şaştım durdum :)
Athena, sahneye saat 23 gibi veda etmişken, kalabalığa dayanamayıp üstüne 4-5 şarkı daha söyleyerek konseri 23:30 gibi bitirdiler. Çokta iyi yaptılar. Athena'nın bu samimiyetini çok seviyorum. Dinleyenleri ile arasında iletişim öyle kuvvetli ki, kalabalığın her köşesine sesleri, enerjileri ulaşabiliyor.
Elimde geceye ait fotoğraf bulunmadığından yaklaşık 1 yıl önce gittiğim Santral konserinden fotoğraf koyuyorum ki yazı şenlensin :)

7.5.12

Ayşe Ertuğrul

Roxy'de 3 Mayıs akşamı Ayşe Ertuğrul, solo albüm öncesinde çıkardığı "Nasıl" isimli single'ı ve video klibi ile dinleyicileriyle lansmanda buluştu.
Aradan günler geçmesine rağmen utanmadan bugün yayınlamış olmam ise, lansman da malesef pek fazla bulunamayıp bir kaç kelime ile vaktinizi almamaktı. Pekte saygılıyımdır :) Fakat, Fırat Özmüş'ün lansman akşamında çekmiş olduğu güzel fotoğrafları görünce, en azından konserde durabildiğim kadarını yazmam gerek dedim. Zaten bu yazının en önemli tarafı Ayşe Ertuğrul'un konser fotoğrafları olacak :)
Mekanda hoş bir kalabalık vardı. Ayşe'nin dinleyicileri belli ki onu yeni keşfetmiş değildi. Pin-Up grubunun vokali olarak akıllara kazınmıştı.
Ayşe Ertuğrul'a davulda Ozan İnam, bas gitarda Halil Nalca, gitarda Özgün Akay eşlik ediyor. Söz ve müziği Ayşe Ertuğrul'a ait olan Nasıl şarkısının prodüksiyonu Ozan İnam ve Ozan Yılmaz'a ait. 
Bu arada benim bitmek bilmeyen Ozan Yılmaz sevgim ise lansmanda hüsranla sonuçlandı. Sahnede duran başı boş klavyeye Ozan Yılmaz'ın geçeceği hayalini kurdum durdum. Oysaki sadece "Nasıl" şarkısına kayıtlarda eşlik etmiş ( ya da ben böyle anladım). Bunu bizzat kendisinden duyarak hayallerimi söndürdüm :) Klavye meğerse Ayşe Ertuğrul'u bekliyormuş.

20.4.12

Soaked

20 Nisan akşamı İksv Salon, Soaked ve dinleyicilerini ağırladı. Soaked, basmakalıp Synth-Pop gruplarına kendilerini pek benzetmiyor. İzlediğim kadarıyla gerçekten de bahsettikleri doğru :)

18.4.12

4x4 / Dört X Dört :)

18 Nisan Beyoğlu Hayal Kahvesi'nde 4x4 konseri vardı. Resmen koşa koşa hatta ayağımdaki ayakkabılar yüzünden kaya kaya gittim :) 4X4'e giden her yol mübahtır efendim :)

15.4.12

Gece

14 Nisan akşamı İstanbul Live'da Gece konseri vardı. Mekan kalabalık olmasına rağmen ferahtı. Bu benim için çok önemlidir. Bazı mekanlar ne kadar büyük olsa bile düzensiz olduklarından dinleyiciler konseri ya sıkış sıkış izler ya da sahneyi hiç göremezler.
Gece sahneye çıktığında her yerden görünüyordu. Bu benim keyiflerimden biriydi. Seçtikleri güzel repertuvarla dinleyenlerini eğlendirdiler.

13.4.12

Gökçe

13 Nisan gecesi Clinic Live sahnesinde Gökçe vardı. Gökçe'nin ekibini çok sevdim. Enerjiler çok iyiydi. Gökçe'nin bu ilk konserine gidişim oldu. Dinleyicileriyle iletişimi oldukça kuvvetli. Her birinin neredeyse tek tek gözlerinin içine bakıyor.

7.4.12

Gece'nin O Seni Sevmese Klip Çalışması

Bu sefer bir konser yazısı ile karşınızda değilim. Sizinle heyecanımı paylaşmak istedim. Bundan 4 ay önce Gece'ye kendi imkanlarımızda klip çekmiştik. Sony şirketinin bazı yayın kuralları yüzünden, televizyon kanallarında klip yayınlanmasa bile, biz look-87 olarak yaptığımız klip çalışmasını youtube ile sizlerle paylaşmayı uygun gördük. Umarım bizim bu heyecanımıza destek verirsiniz. Klip ne kadar çok paylaşılırsa look-87 prodüksiyon, o kadar sizin için çalışmaya devam edecektir.
Klipte bana yardım eden look-87 'den ekip arkadaşlarım Sevben Durhat ve Gizem Altınoğlu'na teşekkürlerimi sunarım. Daha nice kliplere :)
Mekan desteği için; Erdem Memiş bey'e ve Orta Kafe'ye teşekkür ederim.
Aynı zamanda oyuncu olarak; Şeyda Durhat, Emin Buhra Yapıcıoğlu, Duygu Özgür Kaya, Kübra Gün, Gizem Altınoğlu, Merve Kumsal Eren, Gülbin Mutlu, Necmi Çıran'a sonsuz teşekkürlerimi sunarım.


                                                            İyi Seyirler dilerim. 

Athena

6 Nisan Cuma gece yarısı Bronx Pi'de Athena heyecanı vardı. Biletlerin hızla tükenmiş olduğu bu konserde mekan tıka basa doluydu. Athena dinleyicileri, saatler süren bekleyişin ardından Athena'nın sahneye çıkmasıyla eğlenmeye başladılar.
                                                       

 Repertuvarlarını çok beğendiğim bu konserde Athena, her  zaman ki samimiyetiyle dinleyicileri ile arasındaki iletişimlerini asla koparmadılar.


Rahat rahat dans etmeyi eğlenmeyi seven biri olduğumdan sahneye yakın yerde durarak dans alanımı kısıtlamasaydım konser benim adıma daha verimli geçebilirdi :) Kendi eksenim etrafında döndüm durdum. O kadar kalabalık bir konserdi gerisini siz düşünün artık.



5.4.12

Barıştık Mı - Göstembil Project

4 Nisan saatler gece yarısını bulduğunda Peyote'de eşsiz lezzetli olan arındırma terapisi vardı. 


Ne eski sevgiliye gidebildim ne gelecekteki sevgiliye. Ne yaşam derdine düştüm ne de geleceğe. Neyi düşündüm ben! Bir yerlere daldı görmelerim. Dudaklarımı büktü. Ben bunları not ederken irkildim! Bu neyin muhteşemliğiydi. Ben neredeydim! Beni alıp götürdükleri kesindi. Bir yerlerde buluştuk ama nerede hala bilemiyorum. Bu adamlar içmeden de insanı sarhoş ederler. 
Kesinlikle konserlerine gidilmesini tavsiye ettiğim gruptur. 

                                          Konser sever olmanız dileğiyle. 

100ºC 'Dolap Beygiri' Albüm Lansmanı

4 Nisan akşamı Ghetto'da 100ºC 'nin albüm lansmanı vardı. Sahnede ilk önce, şemsiyeli bir kadının estetik    bir gösterisi vardı :)  



Beyoğlu Karnaval

4 Nisan akşamı İstanbul Küçük Beyoğlu'nda havaların ısınmasıyla sokak eğlencesi düzenlendi. Sokak alabildiğine kalabalıktı. İnsanlar nerede yer bulurlarsa kendilerini oraya iliştirmiş, içkilerini yudumlarken bir yandan da dans ederek karnavalın tadını çıkarttılar. Karnavalda geceye kadar duramasam da gördüğüm oldukça yoğun bir kalabalıktı.
Bu da karnavala ait bir fotoğraf :)
     
                                                Konser sever olmanız dileğiyle. 

30.3.12

Cem Adrian

29 Mart akşamı Jolly Joker Balans'ta Cem Adrian terapisi vardı. Konser söylendiği saat olan 22:30'da başladı. Mekanda boğucu olmayan bir kalabalık hakimdi. Hatta diyebilirim ki, gittiğim en hoş Cem Adrian konseriydi. Piyanoda Sezgin Alkan, masum duruşunun eseri olan büyülü parmaklarından huzurlu sesler çıkartırken, Cem Adrian ise bu seslere ışık katarak dinleyicilerine terapi yaptı. Böyle güzel bir uyum, insana ancak bu kadar huzur katabilirdi. 


23.3.12

Pijama "Düşe Kalka" Albüm Lansmanı

21 Mart çarşamba lansman akşamını Pijama severler, olması gerektiği gibi önemsemişlerdi. Roxy'de çok tatlı bir kalabalık vardı. "Tatlı kalabalık mı olur attın" demeyin ayıp edersiniz. Pijama dinleyicisi yüzünden o kalabalık o kadar tatlıydı :) Etrafımda herkesi tanıyor gibiydim.
Konser başlamadan önce Pijama, henüz çok taze çekilmiş olan Bi' Büyük klibini de izleterek, dinleyicilerini özel kılacak bir ana tanıklık ettiler.



18.3.12

Ahmet Can Tekin & 80 KALİBRE & Cem Tekin

16 Mart akşamı Pulp'ta Ahmet Can Tekin & 80 KALİBRE & Cem Tekin gecesi vardı.


Alexandra Stan

16 Mart gecesi Club IQ 'da Rumen asıllı şarkıcı Alexandra Stan vardı. Orada bulunmamın sebebi bir nevi iş amaçlı olmasına rağmen size bu geceden bahsetmek istedim. Alexandra mekana gelmeden önce Beyaz Show'a çıktı. Alexandra'yı bekleyen hayranları, mekanda Beyaz Show'u da izleme şansını da buldular.
Mekan oldukça kalabalıktı. Dinleyiciler Alenxandra'yı sabırsızlıkla bekledi ve nihayet Alexandra ve saksafoncusu sahneye sahneye çıktı. Gece de 5 şarkı söyledi.


12.3.12

Kreş

10 Mart akşamı yine Factory'de buldum kendimi. Factory ile bir anlaşmam var gibi olacak ama bu sefer de tamamen Kreş için oradaydım :) Konser afişinde saati 23:00 görsem de, geç çıkma ihtimalini bu sefer tutturarak 24 sularında mekana girdim. Sahne de Simple grubu vardı. O esnada son şarkısını söyleyip sahneden indiler.
Kısa bir bekleyişten sonra Kreş sahnedeydi. "Zaman Yok" isimli ilk albümden ve son albüm "Kreş Çıplak" tan şarkıların seçilmesi, konsere yüksek dozda enerji verdi. Bu yüzden, çalmadıkları şarkı adına Kreş'e hiç gıcık olmadım :) Gerçekten de sevdim repertuarlarını. Bu arada ses masasına baktığımda Çilekeş grubundan da tanıyabileceğimiz Görkem Karabudak vardı. Evet tonmaister'da denilebilir, böyle mi demem gerekiyordu? Hayır demiyorum yine de:) Görkem masayı kullanarak konsere gayet şıklık kattı :)



10.3.12

Antre

Dün gece Factory'de Antre gecesi vardı.
Mekanda 23 sularında bulundum. Antre'den önce Furkan Akdoğan akustik performansıyla sahne aldı.
Saat artık 1'i bulmuştu ve nihayet Antre sahneye çıktı. Antre'yi ilk kez canlı dinledim. İsmet Tümer'in sevdiğim sesi haricinde, gözlerini kapatarak şarkıları söylemesi dikkatimi çekti. Bunu mu derler, "şarkıyı gerçekten de yaşıyor". O kadarını ona sormadan bilemem ama gözleri kapalı şarkı söyleyen biri hiçte fena gözükmüyordu :) Grubun gitaristi Can Hız, en çok beni eğlendiren oldu. Sabitlenip çaldığına hiç şahit olmadım. Bir sağda bir solda hop havada yerde derken, enerjisi dinleyenlere oldukça fazla geçti. Bas gitarda benim de Sınır grubundan tanıdığım Ferit Keser vardı. Ferit, şahsına münhasır bir arkadaş olduğundan onun ne kadar başarılı olduğunu anlatmam çok uzun sürebilir :) Davulda ise çok sevdiğim ve şimdilerde malesef grubun dağıldığını bildiğim Buz grubundan Tercan Şener vardı. Tercan grubun babası gibi durmuyor mu gerçekten :) İyi varsın Tercan abi :)

6.3.12

Ramadan

Sesini ilk duyduğum anı tam olarak hatırlayamasam da, müzik hayatımda dinleyici olarak oldukça önemli bir yeri var Ramadan'ın. Defalarca Aşık Olasım Var klibini izleyip aşkı çağırarak aylarımı geçirdim ben :) Onu, burun buruna gördüğüm ilk anı ise asla unutamıyorum.

2010'un 29 Mayıs akşamı, Ramadan'ın Ladytron konseri öncesinde Bronx Pi sahnesinde çıkacağını duyduğumda, hemen ablamla karar alıp, ardından da eşini ikna ederek gitme kararı aldık. Aynı gün Miller Festivali'de olduğundan, sevgili eniştem sayesinde ona mı girsek buna mı girsek derken Bronx Pi sahnesine gittiğimizde Ramadan'ın sahneden henüz indiğini öğrendik. Buna rağmen Bronx Pi'ye girdik. Ardından gelen ikinci bir haber ise, bizde dahil olmak üzere içeride ki hemen hemen her dinleyici, Ladytron'un dj setinin bize eşlik edeceğini bilmiyor oluşuydu. Gece, Ladytron şarkılarını çalan bir dj ve gerilmiş hayranlar eşliğinde hafiften hafiften dans etmeye başladı. Bu durumu sineye çekmiş olan bizde dans etmeye başladık.


O da kim?

-Abla ya o Ramadan mı ?
-Evet valla o :) Koş koş


Eniştemi de kolundan tutarak mekanda Ramadan'a doğru koşuyoruz. Bir güzel öpüp enişte beye fotoğrafımızı çektiriyoruz. Nasıl ama gözlerimiz yuvasından fırlamış heyecanımızdan :)




Konser sever

Ah şu kızlar yok mu kızlar, keskin zekaları çözüm arayışları. El ele verdim mi bir yumruk olur ki kafa göz dağıtacak cinsten.

Günlerden bir akşam ki, sarımsaksız yoğurtlu mantının yanına, çeşitli aromalarla votka yudumlanan Ramadan konseri öncesi, kızlarla derin kurtarma planları olan muhabbete dalarız. Önce şu boğazımda düğümlenen yoğurdu sorguluyorum. 
-Neden sarımsaksız arkadaşım? 
-Malum konser var, "hoh" diye soluğumuz sarımsak kokmamalı. 
Ama benim içimde kaldı. Artık bir daha ki mantım kesinlikle sarımsaklı olacak.
Bunu yazmasaydım durumun önemini anlatamazdım. O kadar önemli ki konserler, yaşam fonksiyonlarımızı bile etkiliyor :) 
Konser saati hala gelmiyor. ipod'tan dinlenmeyen şarkı kalmadı. Kafalar da sevdi bu durumu. Sokakta hanım, kafa kağıdında kız, evrensel olarak kadın denilen arkadaşlarımdan sarı ve pembe o akşam benim iş hayatımı sorgular oldular. 
Yaptığım iş bana yetmezmiş. Aslında ben basın danışmanlığı, menejerlik gibi müzikle alakalı bir iş yapmalıymışım. Hmmm, o an tekrar düşündüm de, "haklısınız" deyiverdim. Yazmayı ne kadar çok sevdiğimi bilen pembe, benim hemen bir blog açmam gerektiğini söyledi.
 Yaş 25 olmuş ve ben 13 yaşımdan beri konserlere gittiğim söylenirse bu durumda kızlar haklı. Şimdi 13 yaşımdan beri gittiğim konserleri sil baştan yazacak değilim tabi ki :) Gide gele bir çok izlenim sahibi oldum.  Yaptığım yorumlara bazı müzisyenler bile değer verdi. Hal böyleyken, kafamın içindeki gidilmiş konserleri de harmanlayıp gidilecek konserlerle bütünleştirmeye karar verdim. 
Kaçırdım bak bu konseri de, gidemedim edemedim dur bir Ezgi'den okuyayım da demeyin, çünkü ben herkese ayrı ayrı hitap edecek gibi her tarz konsere de gidemem. Böylelikle önüne gelen benim yazılarımı okuyamaz bunu da açıkça belirteyim. Sonra yok efendim bu kız nasıl konser yazıyor falan demeyin. Aradığınız her konseri yazılarımda bulacak değilsiniz. Bunun bir çok sebebi var. En basitinden her konsere gidecek olsaydım buna ne param yeterdi, ne vaktim, ne de bedenim dayanırdı. 
Gerekli açıklamamı da yaptığıma göre, bundan sonra gittiğim konserlerle bir alakanız olduğunu düşünüyorsanız  fikirlerimi, yaşadıklarımı, fotoğrafları, mekanın atmosferini, hayranları yani konserde ne dikkatimi çektiyse yazılarımda bulabilirsiniz. 
Gittiğim konserleri konserve gibi hafızamda tutarak bir konser sever halinde okuyup yeme vakti gelmiştir. Ben hazırım umarım sizi de hazırlamışımdır :)